Her gün kullandığımız diş macunları güvenli mi?

624
ayurvedik diş macunu, ayurveda, ayurvedatürkiye, diş sağlığı
Bir gün “Extra fresh7 eksiksiz sistem” diş macununun tübündeki siyah bant ne anlama gelmektedir?” sorusuyla karşılaştım. Bu soruya spesifik bir sınıflandırma ile yanıt veremedim ama ilgi çekici materyaller buldum. Bir üreticinin her daim ürettiği diş macunun içeriğindeki bileşenleri tübün üzerinde belirtmesi gerekmektedir. Tübün üzerinde olmalıdır çünkü kutular zaten ilk fırsatta atılmaktadırlar. Eğer bileşenler tübün üzerinde belirtilmediyse, büyük olasılıkla, üreticinin gizlemeye çalıştığı bir şey vardır.
Ağız içi sağlığı bakımından bu durumlar ne kadar tehlikelidir?
 
Günde en az iki kere -ve belki daha fazla- kullandığımız bir ürünün içeriğinde ne olduğundan kullanıcıların haberi olmalıdır.
Şimdi dikkatinizi florür ve bileşenlerine çekmek istiyorum… Biliyoruz ki, 5 yaşından itibaren, içeriğinde florür bulunan diş macunları herkese önerilmektedirler.
Haydı Amerika’nın uzak diyarlarından küçük bir hikayeyle başlayalım: benim memleketimle aynı isme sahip bir şehirden…
8 yaşındaki Molly Stutte dikkatle dişlerini temizledi, ancak aniden dikkatini tübün arkasındaki siyah bir bant çekti. Yakınlardaki babasına dönerek sordu: “Babacığım, diş macunları zehirli midir?”. “Tabii ki değil” dedi Paul Stutt. “Pekala neden burada zehirli olduğu yazıyor?”
Stutt diş macununu eline aldı. Tübün üzerinde, çok küçük harflerle, daha önce kendisinin hiç dikkatini çekmemiş olan bir uyarı yazılıydı. İbarelerden biri şu şekildeydi:  “Eğer bu diş macununu normalden fazla miktarda, yanlışlıkla yutar ieniz, acilen doktorunuza veya zehir bakım merkezine danışınız.”
Kafası karışmış olan Paul, kızına ne diyeceğini bilemedi. Bu olaydan bir hafta sonra, kızı dişini fırçalamak istemedi. Şimdi Molly yeniden diş macununu kullanıyor ancak tübün üzerindeki garip ibare babasının içinin rahat etmesine izin vermiyor. Bir çok insan gibi, Paul Statt, St. Petersburg şehrinin bir yaşayanı, eğer bir ürün raflarda yer alıyorsa (içme suları gibi) güvenlidir diye farz etmişti. Ne yazık ki bu durum gerçek olmaya çok uzak!
Bu sebepten de, Amerika Yiyecek ve İlaç İdaresi ((US Food and Drug Administration), tüm üreticilere, içeriğinde florür bulunan diş macunlarının üzerine uyarı etiketleri konulmasını şart koştu. Paketlemelerin üzerindeki önlem ibareleri 1991 yılından beri var olmakta, ancak şimdiye kadar çok fazla florür yutmanın riskleri hakkında güçlü ifadeler kullanılmamıştı. Şimdi, paketlemelerde, Amerikan Dental Derneği (the American Dental Association), şu şekilde ifadelerin buşunmasını istiyor:
“Yutmayınız.”,  “6 yaşına kadar olan çocukların yalnızca bezelye büyüklüğünde kullanmaları önerilir.” veya “6 yaşından küçük çocukların dişlerini  diş macununun yutulmasını önlemeleri için bir yetişkin gözetiminde fırçalamaları önerilir.
“Zehir” sözcüğü uyarı ibarelerinde bulunmamaktadır. Ancak üretim sürecinde kullanılan florürün getirildiği tankların üzerinde kafatası ve kemik sembolleri vardır!
Büyük bir vücut ve ağız sağlığı bakım ürünleri firmasının AR-GE departmanı yöneticisi Regina Miskevits inanmaktadır ki: “Eğer bir çocuk avucunda bir kaşık dolusu florür verilseydi, onu asla yemezdi!” Ancak diş macunlarının içeriği yüzünden bu maddeden tüketmek durumunda kalıyorlar. Eğer bir çocuk bir tüp diş macununu yiyip bitirseydi, acilen hastaneye kaldırılması gerekirdi…
Özellikle gençler ve çocuklar için, tüm bileşenlerden en tehlikelisi florür! Miskevits, “Diş macunlarında bulunan florür bir uyuşturucu olarak sınıflandırılmaktadır.” diye açıklar. “Bu her ne kadar mağazalarda satılması onaylanmış olan bir uyuşturucu olsa bile, diş macunu vesilesiyle tüketmekte olduğumuz florür, bedenimizde değişimlere sebep olmaktadır. Eminim ki, yeni uyarı etiketleriyle satışa sunulan ürünler raflarda yerini alır almaz, yoğun tüketici telefon aramalarıyla karşılaşacağız”.
Bu ifadeler çok doğrudur! Bu uyuşturucunun bağımlılık yapıcı olması beklenen bir durum değildir, ancak zehir olduğu bir kesindir!
Araştırmalar gösteriyor ki, 4 ile 6 yaş arasındaki çocukların yutkunma reflekslerini kontrol etme becerileri henüz çok da gelişmiş değildir. Yani büyük çoğunlukla kullanmakta oldukları diş macunlarını yutmaktadırlar. Daha da kötüsü, tatlandırılmış diş macunları ile bu ihtimal daha da artmaktadır…
Florür, diş çürüklerine karşı etkili bir çözümdür ancak buna ek olarak, belli miktarlarda sindirildiğinde zehirleyici etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda, diş büyümeleri üzerindeki etkisinden de bahsedilmektedir. Büyümekte olan dişlerde renk farklılıkları ve lekeler oluşmasına da sebep olur. Bu rahatsızlık “fluoroz” (florür zehirlenmesi) olarak bilinmektedir. Connecticut Üniversitesi Sağlık Departmanı Diş Hekimliği Okulu araştırmacılarının bulgularına göre, bir çok durumda çocuklarda fluorozun başlıca sebebi sık diş macunu kullanımı ve bu esnada oluşan yutkunmalardır.
ANC, diş endüstrisinin bir çok temsilcisi inaniyor ki, ABD ilaç ve yiyecek kontrollerini yapmakla sorumlu müdürlükler, riskleri biraz abartıyorlar. “Benim düşünceme göre, olması gerekenden çok daha ileri gittiler” diyor Clifford Wall (ABD Diş Sağlığı Birliği Araştırma Departmanı Lideri). “Vücudunuza aldığınız diş macunu miktarlarıyla ilgili tüm bu ciddi uyarılara gerek yoktu.” Mr. Wall zehirlenme merkezlerinin her sene florür sebepli bir çok zehirlenme vakasıyla karşılaştığını kabul ediyor ancak ABD Diş Sağlığı Birliği’nin bu vakalardan herhangi birinde geri dönülemez negatif bir sonuçla karşılaşmadığını da ekliyor.
Diş macunlarının temel bileşenleri… 
İçeriğinde triclosan veya sorbitol olan diş macunlarına bir bakalım. Mesela “sodium lauryl sulfate” nedir?
Sorbitol- Diş macunun kurumasına engel olan bir sıvıdır ve laksativ olduğu icin çocuklarda ishal durumlarına yol açabilir.
Peki triclosan nedir? Triclosan reklami fazlasiyla yapilan bir bileşen ve bir antibiyotiktir. Antibiyotik, ağız içerisindeki zararlı bakterilerle savaşır ancak bizim ağız içi mikro-floramiz bundan nasıl etkilenmektedir? Ağız içinde bizler icin çok faydalı mikro-flora bulunmaktadır ve ne yazik ki bu antibiyotikten yararlı bakteriler de etkilenmektedirler. Sonuçta triclosan, sentetik bir antibiyotik olarak hangi bakterinin faydalı veya zararlı olduğunu ayırt edememektedir. Umrunda da değildir, sonuçta kendisi de sentetik bir bileşendir! Her şeyi silip süpürmektedir. Biz ne kadar sıklıkla triclosan içeren diş macunları kullanırsak, ağız içi floramız da o kadar normalin dışında bir hal almaktadır, Sonuç olarak, ağız içi kokusu dahi oluşmaktadır. Bizlerin ağzımızın içerisini komple sterilize etmek yerine bizler icin yararlı bakterilerin var olmalarına izin veren ürünler kullanmamız gerekmektedir!
Bir çok diş macununda sıklıkla bulunan bir diğer bileşen de SLS – Sodium Lauryl Sulfate’dır. Bu bileşenin reklamı kimse tarafından yapılmamaktadır ve bunun da elbette ki bir sebebi vardır!
Bu üretici için neden gereklidir? Çünkü köpürme etkisini yaratan bileşendir. Köpük etkisi de bir tür basınç dalgası etkisi yaratarak, plakların parçalanmasını sağlamaktadır.
Bu bileşen aslında hindistancevizi yağından kimyasal sentezle elde edilmiş olan ucuz bir deterjandır. Çok sıklıkla kozmetik temizleyicilerde, şampuanlarda, banyo ve duş jellerinde bulunmaktadır. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde, bir çok diş macunu üreticisi tarafından köpük etkisi yaratabilmek amacıyla, ucuz maliyetinden ötürü de tercih edilmektedir. Bu bileşen aslında saç ve cilt bakımında en tehlikeli bileşenlerden biridir. Endüstri içerisinde SLS, garaj zeminlerini temizlemek, motorlar içerisinde yağ giderici olarak veya çamaşır makinalarında vs kullanılmaktadır. Aslında gerçekten de çok yıpratıcı bir bileşen maddedir (ancak yüzeylerde biriken yağların giderilmesi için etkilidir).
Georgia Üniversitesi Tip Fakültesi’nde yapılan araştırmalara göre SLS, gözleri, beyini, kalbi, karaciğeri ciddi oranda etkilemektedir ve bu etkilerin giderilmesi çok zordur. Özellikle çocuklar icin çok tehlikelidir ve dokularda birikme yapmaktadır. Yapılan başka araştırmaların da gösterdiği üzere SLS, çocukların gözlerindeki protein yapısını da modifikasyona uğratmaktadır. Uzun yıllar içinde birikimi sebebiyle katarakt problemlerine dahi yol açmaktadır.
SLS saç dökülmesine veya kepek oluşumuna yol açabildiği gibi, saçların besinlerini kaybetmelerine, uçlarda kırılmalarına ve güçsüzleşmelerine sebep olmaktadır. Ne yazık ki bir çok üretici firma SLS’i doğal bileşenlerden biri olarak göstermeye calışmaktadır (hindistancevizinden elde edildiği için).
Bir diğer gerçekten tehlikeli bileşen ise “sodium laureth sulfate (Sodium Laureth Sulfate – SLES)”.
SLS ile çok benzer özelliklere sahiptir. Temizleyici ve şampuanlardaki bir numaralı bileşendir. Gerçekten çok ucuzdur ve tuz eklendiğinde yoğunlaşır. Bu sayede de fazla köpük oluşumuna sebep olur ve içeriğinde bulunduğu ürünlere yoğun ve konsantre bir yapı kazandırarak, kaliteli ve pahalı bir ürün gibi algılanmalarını sağlar. Aslında oldukça hafif bir deterjandır. Tekstil endüstrisinde de kullanılmaktadır. SLES diğer bileşenlerle etkileşime girerek nitratlara ek olarak dioksin oluşumuna sebep olur.
Endüstri içerisinde, “Laurit sodium sulfate” da zemin temizlemekte kullanılan bir diğer bileşendir. Yüksek oranda yıpratıcı bu madde zeminlerdeki lekelerin arındırılması için çok etkilidir. Yukarıda bahsedilen araştırmalar esnasında mercek altına alınan bu bileşen de aslında vücuttaki dokuları hasarlamakta, zehirlenmelerine sebep olarak kansere dahi sebep olabilmektedir. Özellikle çocuklar icin çok tehlikelidir.
Aynı zamanda başka araştırmaların gösterdiğine göre erkeklerde genital fonksiyonlara da hasar vermektedir.
Norveç, Oslo’da yapılan araştırmalar göstermektedir ki SLS aslında ağız içi boşluğunda oluşan ülser benzeri lezyonlarin oluşumunu hızlandırmaktadır. Cerrah Paul Barkwel’in de belirttiği uzere, içeriğinde SLS bulunmayan diş macunları kullanan hastalarda bu lezyonlarda %70 düşüş gözlenmiştir.
Bilimadamlarının açıklamalarına göre, Laurit sodium sulfate ağız içi mukozasının kurumasına sebep olarak, diş etlerinin alerjenlere daha duyarlı bir hale gelmesine yol açar. Yemek asitleri ağız içinde çok daha fazla hasar yaratabilmektedir. Ayrica oldukça yıpratıcı bu bileşen yüzünden diş mineleri de hasar görmektedir (diş macunlarının beyazlatıcı özelliği aslında çoğunlukla diş minelerinin aşındırılması ile gerçekleşmektedir).
Yakınlarda oldukça saygı duyulan bir doğal tıp uzmanı bana sentetik vitaminlerin nelerden yapıldığını açıkladı… Petroleum ürünleri ve kömür katranı… Sanırım bunun hakkında çok da fazla bir şey söylemeye gerek yoktur…
Sorulması gereken soru şudur: Nasıl olur da otoriteler üreticilerin bu tür zararlı bileşenleri kullanmalarına izin vermektedir?
Bu soruya verilebilecek bir kaç yanit vardir:
1) Bu bileşenlerin çok minimal dozlarda kullanılmalarına izin verilmektedir.
2) Bu bileşenlerin minimum fiyatları sayesinde ürünlerden büyük kar elde edilmektedir.
3) Bazen pratik olarak üretim kontrolleri yapılmamaktadır ve pazar içerisinde bir çok taklit ve benzeri ürünler bulunmaktadır – biz biliyoruz, biz gazete okuyoruz, televizyon izliyoruz.
O halde dikkatli ve sağlıklı olunuz!
Ayurveda diş pudralarının ve yalnızca bitkisel bileşnler içeren özel ayurvedik diş macunlarının kullanılmasını önermektedir. Bunlar diş etlerini ve dişleri güçlendirirler ve herhangi bir hayvansal katkı maddesi içermedikleri gibi, sentetik ve yapay boyalar, yağlar, mineraller, kokular veya koruyucular da bulundurmamaktadırlar. Ayrıca en önemlisi florürde içermemektedirler ve çocukların kullanımı için de tamamiyle uygundurlar. Bizim aracılığımızla bu pudraları veya diş macunlarını sipariş edebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here